Kategori arşivi: Kitap

Başarılı Yönetimin 12 Temel İlkesi

İşiniz ne olursa olsun, mutlaka yönetici olmak zorundasınız.

İşinizde yalnızsanız kendinizi, değilseniz de ekibi yönetmek zorundasınız. Neyin nasıl yapılacağı, eskisi gibi sorun değilken, neden başarılı olmak için mücadele veren insanlar daha fazla hüsranla karşılaşıyor.

İşin teknik tarafı daha az önemliyken, sosyal nedenler daha mı fazla öne çıkıyor dersiniz.

2005 yılında iki kişi ile çıktığımız ShiftDelete.Net yolculuğunda bugün 40 kişilik bir ekosistem ile her ay 7 milyon internet kullanıcısına hizmet veriyoruz.

Bu kadar büyük bir ekosistemi yönetmek, hiç de kolay değil. Beraberinde getirdiği gerilim ateşini, okurlarımızdan gelen geribildirimler söndürebiliyor ve bu sayede doğru seçimi yaptığımıza olan inancımızı kaybetmeden yolumuza devam ediyoruz.

Olumlu tepkiler ve övgüler, gözlerimizi körleştirmiyor elbette.

Önümüzde başarılı bir örnek olmadığı için kendi yolumuzu kendimiz çizmemiz gerekiyor. Öyle ki, tam zamanlı çalışan kişilerin yanı sıra uzaktan çalışan gece ekipleri, farklı ülkelerden aramıza katılan SDN Forum moderasyon ekibi, (Türkçe’sini bilen varsa söylesin hemen yazımı güncelleyeyim) outsource ettiğimiz işler derken, yönetimin temel ilkeleri, yeni nesil işlerimizde de her zaman karşımıza çıkıyor.

Lisans eğitimimi Endüstri Mühendisi olarak tamamladığım için konuya uzman olarak yaklaşmanın yanı sıra, süreçleri daha da iyileştirmek için çok sayıda kaynağa başvurmaya ve öğrendiklerimi ShiftDelete.Net ekosistemine uygulamaya da devam ediyorum.

Tavsiye ettiğim kitap budur.
Tavsiye ettiğim kitap budur.

Okuduğum son kitaplardan biri de Rodd Wagner, James K., Harter, PH. D’nin kaleme aldığı, Remzi Kitabevi tarafından piyasaya sürülen “Başarılı Yönetimin 12 Temel İlkesi” adlı kitap.

Burada uzun uzadıya kitabın özetini çıkartmayacağım elbette ama o yönettiğiniz ekibin her birisinin net olarak cevaplaması gereken 12 maddeyi sizlerle paylaşacağım. İşiniz ne olursa olsun, sizler de kendinizi o kişilerin yerine koyun ve bu soruların yanıtını düşünün. Eğer sorular yanıtsız kalıyorsa, o zaman yapmanız gereken çok önemli yeni işler var demektir.

Her şey açık ve net!

  1. İşimde benden ne beklendiğini biliyorum.
  2. İşimi doğru yapabilmem için gereken malzeme ve araçlar var.
  3. İşimde, en iyi yaptığımı her gün yapma fırsatım var.
  4. Son yedi gün içinde iyi iş yaptığım için övgü ve takdir aldım.
  5. Şefimin ya da işyerinden başka birinin benimle birey olarak ilgilendiği görülüyor.
  6. İşyerinde gelişmemi destekleyen biri var.
  7. İşyerinde görüşlerime değer verildiği görülüyor.
  8. Çalıştığım şirketin misyonu/amacı, bana yaptığım işin önemli olduğunu hatırlatıyor.
  9. İş arkadaşlarım, kaliteli iş çıkarma konusunda kararlılar.
  10. Son altı ayda, işyerinden biri gelişimimle ilgili benimle konuştu.
  11. Son bir yıl içinde işyerinde yeni şeyler öğrenme ve gelişme fırsatı buldum.

Sizler de bu görüşlere katkı sağlamak isterseniz, kendi bulunduğunuz ortamla bu soruları değerlendirerek neler yapmanız gerektiğini paylaşabilirseniz çok sevinirim.

Dünya’da ilk ateş İsrail’de yakıldı

Şu sıralar elimden düşürmediğim bir kitap var. John Fardnon tarafından yazılan ve NTV Yayınları tarafından piyasaya sürülen “Dünyanın En Harika Fikri – İnsanlığı Değiştiren 50 Müthiş Fikir” adlı eserden bahsediyorum.

İnsanlığı Değiştiren 50 Müthiş Fikir

Dün akşam bir basın toplantısı nedeniyle bulunduğum Roma’dan İstanbul’a dönerken, uçakta kitabı bitirdim.

Kitap gerçekten çok güzel bir içeriğe sahip. Kitap hakkında aldığım notları ayrı bir blog yazısında sizlerle paylaşacağım. Ancak biz uçaktayken dış dünyadan bihaber olduğumuz için, inişte telefondan Twitter gündemini yoklarken öğrendim İsrail’in suikast gerçekleştirdiğini ve Gazze’yi bombaladığını.

Ne tesadüftür ki İsrail, Gazze’ye saldırdığı sıralarda, insanlığı değiştiren 50 müthiş fikirden “Ateşin Kullanımı” bölümünü okuyordum.

Bu bölümde çok ilginç bir detay öğrendim, aynen aktarıyorum;

Bazı paleontologlar, dünyanın en eski isan kaynaklı ateşinin aslında İsrail, Bnot Ya’akov Köprüsü’ndeki 790.000 yıllık alanda bulunduğunu söylerler. Görünüşe bakılırsa aynı alanda 100.000 yıllık bir süre içerisinde tekrar tekrar ateş yakılmıştır

Aradan geçen binlerce yıla rağmen İsrail’de değişen bir şey yok gibi.

Okudum: Başın Öne Eğilmesin – Bekir Coşkun

Kaç zamandır proje planları derken güncel kitaplardan uzak kaldım. Metrocity’de sığınak gibi yerin 3 kat altında yeni kurulan D&R’dan birkaç kitap aldım. Kitaplardan biri de vakti zamanında sıkı takip ettiğim Bekir Coşkun’un “Başın Öne Eğilmesin” eseriydi.

Bekir Coşkun'un "Başın Öne Eğilmesin" kitabı

Dün gece saat 02:00 gibi başladım kitabı okumaya ve kitabın kapağını kapadığımda saat 4’ü gösteriyordu. Bu arada saati sabah 8’e kurup uyudum. Kalan birkaç sayfayı da ofisten eve geldiğimde okudum.

Yazar seçiminde, CV’den ziyade zekaya bakıyorum. O nedenle Bekir Coşkun’un benim gözümdeki yeri bambaşka. Bir “yandaş” olmama rağmen çok değer verdiğim bir yazar.

Başına gelenleri bu kitabında muhteşem bir şekilde anlatmış. Hiçbir yerde duyamayacağınız detaylarla dolu kitap.

Cunda’daki restoranda birlikte yemek yediği Ertuğrul Özkök’ün yan masadan gelen fiziksel tehdidi nasıl durdurduğundan tutun da Emin Çölaşan’ın “Bekir galiba seni kovacaklar” diye telefon açtığı günün ertesinde, Emin Çölaşan’ın kendisinin kovulması, Çölaşan’ın Aydın Doğan’a tavlada yenildiği için alması gereken pahalı markaları pazardan taklit ürünlerle karşılaması gibi çok sayıda anı var.

Kitabı bitirdiğimde, iki fikir oluştu bende.

Birincisi; Bekir Abi kendisini de eleştirmeliydi. Yazar, çalıştığı gazeteciyi seçerken patronunu da seçmeli. Patron, medyanın dışında bir sürü yere el atmışsa, yazara “kovulmak” çok ağır gelmemeli. O grup içinde yazı kaleme alarak sen de bu çarkın bir dişlisi olmuştun zaten Bekir Abi.

İkincisi ise Bekir Abi’yi gerçekten çok özledim. Şu anda Cumhuriyet’te yazıyor. Yazıları ücretsiz olarak internette yayınlanmıyor. Fiziksel gazete okuyan birisi olmadığım için uzun zamandır haber alamıyorum kendisinden. Yandaş birisi olsam da Bekir Abi gibi yazarlar her zaman olmalı görüşünü savunuyorum. Çok sesli olmalı medya. Aynı siyasi görüşe sahip olmasak da okurum. Siyasetine güler geçerim ama insanlığı anlatışında her kelimenin altını çize çize okurum.

Sonuç olarak, Bilgi Yayınevi’nden çıkan bu kitabı okumanızı öneririm.

Allah kendisine ve ailesine uzun ömürler versin.