Kategori arşivi: Sinema

Tarzan Efsanesi

Tarzan, şerefsizdir (vLog)

Tarzan Efsanesi adlı filme gittik. 8 Temmuz’da gösterime giren filmi uzun zamandır bekliyorduk ve gece geç saatlerde uygun seans bulunca (8 Temmuz 2016, 23:45 seansı) kaçırmayalım dedik. O arada olan biteni de YouTube kanalımda paylaşayım dedim ve aşağıdaki videoyu kayıt altına aldım.

Tarzan Efsanesi filmi için yorumlarımız (vLog)

Tarzan Efsanesi filmini izlemeden önce eleştirilerimizi sıralarken anladık ki, eşimle film zevklerimiz kesinlikle çok farklı. Bunu dert ettiğimiz yok aslında ama durumu bu kadar net ortaya koyabilmek için en iyi zamanın YouTube kanalıma vLog çektiğim zamana gelmesi sıkıntı oldu 🙂

Videoda biraz Sinemia’dan, biraz İstinye Park’tan, Burger King’ten ve Cinemaximum’dan bahsettim. Bu markalardan bahsetme sebebim, kesinlikle reklam amaçlı değildir. Zaten reklam olsa, videonun altına sponsorlu bir içerik yazarım, bu konuda içiniz rahat olsun lütfen.

Tarzan şerefsizdir, çünkü!

Tarzan Efsanesi filmini eleştirdiğimiz bu yazının başlığının “Tarzan, şerefsizdir” olmasının sebebi de aslında bu ifadenin bir spoiler içermesi. Filmde Tarzan’ın bizzat kendisi tarafından söylenen bir ifade olduğu için, başlıkta da kullanmamda sakınca yok sanırım. Filmi izleyenler de bana hak verecektir 🙂

Paylaştığım içeriklere ilgi gösterdiğiniz için teşekkür ederim dostlar.  Sosyal medya hesaplarımın tamamını aşağıda paylaşıyorum. Takip ederseniz çok teşekkür ederim.

İzlendi: Abduction (Kaçış) – 2012

Sinema keyfime eskisi gibi zaman ayıramıyordum. Sakarya’ya gittiğimde, eski dostlara ve aileme zaman ayırmanın dışında vaktim kalırsa, mütevazı alışveriş merkezi olan Ada Center‘da  mutlaka sinemaya da uğrarım ama bu durum da ayda 1 kez oluyor çoğu zaman.

Abduciton filminden bir kare.

Bu akşam izlediğim Abduction (Kaçış) adlı filmle bu suskunluğu bozmuş oldum.

Mybilet üzerinden aldığım bilet sayesinde bir arkadaşımla, tabiri caiz ise nefes almadan izledik filmi.

Filmin senaryosunun klasik olması ve bazı mantık hatalarını yok sayarsanız, sizi 108 dakika boyunca (Kanyon Cinebonus’taki toplamda yarım saat süren reklamlar hariç)sizi ekrana bağlamayı başarabiliyor.

Filmde Karen olarak izleyeceğiniz Lily Collins’in ormana dönüşen kaşları ve film boyunca üşümesi, benim gibi sizin de aklınızı oyalayabilir.

Filmin afişine bakıp, gitmek isteyen ve istemeyen iki grup var. Bazıları başrolde oynayan Taylor Lautner‘a (Nathan) ayar olanlar baştan bitiriyor, veya Matt Damon‘a benzetip, aksiyon bekleyenler de oluyor. Bu arada beklentiler, boşa çıkmıyor tabi 😉

Bu arada Mybilet‘in Mastercard banka kartı (kredi kartı değil) üzerinden devam ettirdiği 1 bilet alana 1 bilet bedava kampanyası da sona ermiş. Acı da olsa, öğrenmiş oldum.

Fragmanını paylaşıyorum;

Abduciton (Kaçış Filminin Fragmanı)

İzledim: 127 Saat (127 Hours)

Bir süredir ara verdiğim film seanslarına yeniden başladığımı söylemiştim. Az önce biten film; “127 Saat” oldu.

127 Saat filminin afişi.

Halen bazı sinemalarda gösterimde olan filmin konusunu anlatmayacağım, çünkü siz de benim gibi şok olun istiyorum.

Film, sahip olduklarınızı kısa bir süreliğine de olsa özletiyor.

Bu hisleri en son, askerde nöbet tutarken yaşamıştım. O zaman da sahip olduklarımı özlerdim. Ailemi, işimi, arabamı, İstanbul’u, Sakarya’yı…

Kesinlikle tavsiye ederim.

İzlediğim son Türk filmleri

Hayat Var

Hayat Var filminin afişi.

2008’de yapımı tamamlanan filmi ancak izleyebildim. Reha Erdem’in yönettiği filmde, son zamanlarda diziler ve neredeyse her filmde görebileceğiniz Erdal Beşikçioğlu var. O kadar farklı rolde oynayıp da yüzü eskimeyen ender sanatçılardan herhalde.

Yaklaşık 2 saat uzunluğundaki filmi izlerken, galiba asıl olaylar birazdan başlayacak diye dikkatinizi kesmiyorsunuz ama o an asla gelmiyor 🙂 Film bittiğinde ise dudaklarınızda buruk bir tebessüm kalıyor.

Şahit olamayacağınız ama her zaman etrafınızda olan hayatlardan birini bu filmde görebileceksiniz.

Filmdeki Orhan Gencebay şarkısıyla süslenen sahne oldukça ilginç.

Birisi ile beraber izleyecekseniz asla tavsiye etmem.

Filmin resmi web sitesine buradan ulaşabilirsiniz.

Aşk Geliyorum Demez

Aşk Geliyorum Demez filminin afişi

2009’da gösterime giren Aşk Geliyorum Demez, tam beklediğim gibi bir filmdi ve beklentilerim yüksek değildi.

Bergüzar Korel’den hoşlanıp kıskandığım için midir bilemiyorum ama bu bünye, Tolgahan Sayışman’ın oynadığı bir aşk filmini daha kaldırmaz diyebilirim. Oyuncunun bir de “Aşk Tutulması” filmini hatırlayanlar, ne demek isteyeceğimi daha iyi anlayacaktır.

Kız arkadaşla izlendiği zaman ortama güzel bir enerji yaydığını da itiraf edeyim.

Sırada bekleyen filmlerin adını da vererek bu yazıyı sonlandırayım;

  • The Town
  • Due Date
  • 127 Hours

İzledim: The Boys Are Back (2009)

Dün gece izlediğim filmin künyesini paylaşayım;

Tür: Dram
Yönetmen: Scott Hicks
Oyuncular:  Clive Owen, Laura Fraser, Tommy Bastow, Booth, Natasha Little
Senaryo: Simon Carr
Müzik: Ian Neil
Süre:  1 saat 44 dakika

Görüntüler

02

03

04

İzlenimler

Evliliği, baba veya anne olmayı kabus olarak görenlerin canı bu filmde epey yanacak gibi görünüyor.

Yapım, evliliği ve ebeveyn olmayı pembe gözlüklerin arkasından değil de tüm gerçekliğiyle ortaya koymayı fazlasıyla başarmış.

Clive Owen, rolünün hakkını vermiş. Oyuncu, vurdu kırdı olmadan, sihire büyüye bulaşmadan filmin ikinci dakikasında “Noluyo lan burda” dedirtmeyi başarıyor.

Bir de öz eleştiri; ben baba olsaydım bunları yapar mıydım?

El cevap; fazlasıyla hem de.

01

Filmin web sitesine gitmek için burayı tıklayın.

İzledim: The Blind Side 2009

Az önce bitti film.

Adet olduğu üzere ilk önce künye.

The Blind Side (2009)

cover

Tür: Dram, Spor
Yönetmen: John Lee Hancock
Senaryo: John Lee Hancock
Müzik: Carter Burwell
Süre: 2 saat 8 dakika

Yorumlarım

Anlık bir seçim yaparak yorumları ve eleştirileri okumadan filmi izleyen birisi olarak filmin ilk dakikalarında, nasıl bir hikaye çıkacak diye merak ettim.

Konu; aile bağları.

Gün içerisinde o kadar sık söyleniyor ki bu kelimeler, söylenen dudaklarda taşıdığı değeri ifade edemiyor. Bu film, aile bağlarının ne demek olduğunu çok ama çok iyi anlatıyor.

Leigh Anne rolündeki Sandra Bullock ve S.J rolündeki ufaklık Jae Head‘in oyunculuğu göz dolduruyor. Michael Oher rolündeki iri oyuncu Quinton Aaron ise hayatının rolünü oynamış gibi görünüyor.

Filmin en güzel tarafı, yokluk içinde olduğunu düşünenlerin sahip olduklarının değerini bilmediğini ve  varlık içinde yaşayanların nelerinin eksik olduğunu mükemmel bir şekilde ortaya koyabiliyor olması.

Ailenizle izleyeceğiniz, güzel filmlerden biri.

Filmin resmi sitesine gitmek için buraya tıklayabilirsiniz.