İlk Uzak Doğu seyahatim – Seul / Güney Kore

 

Dünyada çok ülke ziyaret ettim ama uzak doğuya gitmek henüz nasip olmamıştı. Hatta doğu demişken, gittiğim en uç nokta Azerbaycan olmuştu.

Samsung’un davetlisi olarak Güney Kore’nin başkenti Seul‘e gidecektik. Pazar günü başlayan ve Perşembe günü sona eren bir iş gezisi, doğrusunu söylemek gerekirse; yüzlerce kez uçağa binen birisi olmama rağmen beni heyecanlandırıyordu.

Asiana Airlines'la seyahatten bir görüntü
Asiana Airlines’la seyahatten bir görüntü

Yurtdışı seyahatlerimin çoğu THY ile gerçekleşiyordu ve bundan da epey memnundum. Bu seferki yolculuğumuz ise Asiana Airlines üzerinden olacaktı.

Star Alliance üyesi olması, THY’nin Atatürk Havalimanı’ndaki Lounge’unu da kullanmamızı sağladı ve uçuş başlayana kadar epey rahat ettik ama halen THY kalitesinde uçup uçmayacağımızı merak etmiyor da değildim.

Tek tesellim, yaklaşık 10 saat sürecek yolculuğun business sınıfında olmasıydı. Şimdi paylaşacağım yemeklerden de anlaşılacağı üzere, samimi olarak konuşmak gerekirse belki de THY’den daha iyi bir hizmetle karşılaştığımı belirteyim.

Yemekler son derece leziz ve hostesler inanılmaz kibar.Yemekler son derece leziz ve hostesler inanılmaz kibar.

Rahat ve keyifli geçen yolculuğun ardından havalimanına yaklaşık 1 saat uzakta olan ve daha sonra sahibinin Samsung olduğunu öğrendiğim The Shilla Hotel’e yerleştik.

Otel, gerçekten çok başarılı. Özellikle de The Parkview olarak adlandırılan ve muhteşem bahçeye sahip restoranı, ziyaretçilerinin memnun ederek ağırlıyor.

Kahvaltı yaptığınız yerde (altta ikinci fotoğraf) harika bir manzara var. Canlı müzik eşliğinde leziz bir kahvaltı yaparak, harika zaman geçirebiliyorsunuz.

Otelin penceresinden Seul manzarası.
Otelin penceresinden Seul manzarası.
The Shilla kahvaltı bahçesi
The Shilla kahvaltı bahçesi

Etkinliğin de yine aynı yerde olması, bizim gibi gazetecilerin işini epey kolaylaştırıyor. Hele de benim gibi yanında kamera ve tripod gibi taşıyacak çok şeyi olanlar için, muhteşem bir haber.

Samsung’un çok agresif bir pazarlama davranışı var. Girdiği her alanda mutlaka birinci marka olarak kendisinin yer almasını hedefliyor. Bu hedefe ulaşmak için gerekli olan teknolojileri kendisi geliştiriyor.

Yasak olduğu için buraya fotoğraf atamadım ama Samsung‘un Ar-Ge merkezinde inanılmaz görüntüler vardı. Belki orada gördüklerimi, bir şekilde internetten bulursam güzel bir makale hazırlayabilirim SDN için.

Otel odasında bizim gibi teknoloji tutkunlarına sunulan bağlantı imkanları
Otel odasında bizim gibi teknoloji tutkunlarına sunulan bağlantı imkanları

Aradaki saat farkından dolayı öğle saatlerinde inmiş olsak da uykuma yenik düştüm ve birkaç saat uyuduktan sonra akşam yemeği için The Spain Club’a hareket ettik.

Güney Kore’ye gitmeden önce sosyal medyadan tavsiye istediğimde herkes, yemekler ve koku konusunda çok dikkat etmemi söylediği için beklentilerimi epey düşürdüm.

Organizasyonu yapan arkadaşlarımız da Güney Kore mutfağında karışabileceğimiz riskleri ortadan kaldırmak için İspanyol yemeklerinin ağırlıklı olduğu bir yer ayarlamışlar.

Yemekler çok güzeldi. İngilizce bilen çok az personel olması sıkıntı oluşturdu.
Yemekler çok güzeldi. İngilizce bilen çok az personel olması sıkıntı oluşturdu.

Güzel bir yemek ve keyifli bir sohbetin ardından Güney Kore’deki ilk günümüzü tamamlayarak otelimize döndük.

Dikkatimi çeken 2 şey oldu; Kore’de bahşiş kavramı pek yok hatta hiç yok ve fiyatları hesaplarken de size söylenen yerel para biriminden üç sıfırı atıp çıkan sonucu dolar olarak kabul etmek.

Bu arada konforlu otelimizin tuvaletine de değinmeden geçemeyeceğim. Akıllı tuvalet olarak sunulan cihaz, gerçekten çok başarılı.

Oturduğunuz yerin ısıtmalı olmasından tutun da yıkama ve kurutma işlemlerini birkaç tuş ile yapabiliyor olmanız, tarifini tam olarak yapamadığım hisler uyandırıyor 🙂

Bahsettiğim akıllı klozet buydu.
Bahsettiğim akıllı tuvalet buydu.

Oteli beğenmemin bir diğer sebebi de çalışma masasında ihtiyaç duyduğunuz her şeyin size sunulması. Bunlar arasında USB ve HDMI kablosu, farklı ülkelerin ihtiyaçlarına göre adaptörler, gerçekten hayat kurtaran şeyler.

Gereken tüm çeviricileri yanında taşıyan birisi olarak epey etkilendiğimi belirtmem gerekiyor.

Yurtdışında en çok keyif aldığım şeylerden biri kaybolmak. Ucunda böbreği kaybetme riski olsa da yazılan ve söylenen yerlerin aksine kendi keşfettiğim yerleri bulmak, bana çok daha cazip geliyor.

İkinci gün toplantının ardından tam olarak bunu yaptık ve arkadaşlarımla beraber Seul’ün arka sokaklarında kaybolduk.

Kaybolduğumuz sokaklar
Kaybolduğumuz sokaklar

Üçüncü günde ise davet eden şirket tarafından organize edilen bir geziye katıldık. Samsung İnovasyon Müzesi ve yine Samsung’un kurucusu Ho-Am tarafından yaptırılan müze ve bahçeyi ziyaret ettik.

Bahçelerinde çok keyifli zamanlar geçirdik. Müzede yer alan ve lise yıllarındaki tarih kitaplarında gördüğümüz çizimlerin orijinallerini görmek de çok güzeldi.

Ho Am
Ho Am’ın yaptırdığı bahçe

Akşamında ise ekibe katılmayarak bu sefer kendi keşfettiğimiz bir yerde yemek yeme kararı aldık. Hayatımın belki de en salaş ve en lezzetli yemeklerinden birini yedim diyebilirim.

Genelde domuz eti yoğun tüketiliyor ama bizim gibi turistler için dana eti de bulunuyor hatta çok daha hassas olanlar için helal menü seçenekleri de var.

Salaş yemek mekanı
Salaş yemek mekanı
Salaş yemek mekanı
Ocak başında et yemeyi tercih ettik
Salaş yemek mekanı
Fiyatlar çok ama çok ucuz

İnternet hızı konusunda Güney Kore, söylendiğinden de daha fazla övgüyü hak ediyor. Hem hızlı hem de ucuza bağlanabiliyorsunuz.

Oteldeki odamda 150 megabit download ve 150 megabit de upload hızı vardı ve bu değerler kablosuz internet trafiğine ait.

Belki kablo ile bağlansam çok daha yüksek hızlar elde edebilirdim. Saniyede 13 Megabyte ile film indiğini gördüm, daha da konuşmaya gerek yok sanırım.

Gezilerimizde muhabbetinden bol bol faydalandığım meslektaşım Ersin Akman
Gezilerimizde muhabbetinden bol bol faydalandığım meslektaşım Ersin Akman

Kore’de en çok dikkatimi çeken şeylerden biri de bebeklerin inanılmaz güzelliği. 2 fotoğraf paylaşacağım bu konuda.

Gözleri neredeyse yüzlerinde kaybolmuş, çizgi filmden çıkmış gibiler. Düzgün konuşmayı öğrenmeden fotoğraflarda nasıl poz vereceklerini de çok iyi biliyorlar.

Koreli bebekler
Koreli bebekler
Koreli bebekler
Koreli bebekler

Gezide Samsung adına evsahipliği yapan, firma hakkında önemli bilgiler veren (mesela geziye gitmeden önce Samsung’un SSD alanında en büyük üretici olduğunu bilmiyordum) Eda’ya tüm yardımları ve hoş sohbeti için ne kadar teşekkür etsem az.

Eda
Eda

Gezi programında yer alan ve adını öğrendiğimde bu yazıda güncelleyeceğim olan bu yerde, dünyadaki bütün dinleri temsil eden kutsal ibadethaneler gibi inşa edilmiş eğlence yerleri var. Bu yerler sayesinde çocuklarınıza hem eğlenceli hem de bilgilendirici harika bir gün yaşatabiliyorsunuz.

Burada yer alan bir alanda Kore’nin Tarkan’ı olan PSY‘yi hologram olarak konserde izleme şansı bulduk. Bu etkinliğe katılmadan önce beklentim düşüktü ama inanılmaz eğlendiğimi belirtmem lazım.

Sanırım bu teknoloji, henüz ülkemizde yok ve ilk getiren de epey kazanır, benden söylemesi.

PSY'yi hologram olarak izledik
PSY’yi hologram olarak izledik
Çocuklar için
Çocuklar için harika bir yer

Fotoğrafların ve notlarımın ardından Güney Kore’yi çok beğendiğimi belirteyim. İnsanların birbirine saygısı, ulaşım ve iletişim kalitesi, farklı yiyecekleri ve kültürü ile kesinlikle gidilip görülmesi gereken yerlerden biri.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir