Etiket arşivi: citroen c1

Arabamla olan ilişkimden fotoğraflar

Ne zaman Atatürk Oto Sanayi’ne gitsem, içimi garip bir his kaplıyor 🙂

Şaka gibi biliyorum ama gerçek.

Bu hissin bir benzerini, Sibirya Kurdu cinsi köpeğimin ilk kez karla karşılaşmasında da yaşamıştım.

Duygusala fazla bağlamadan bugün yaptıklarımı anlatayım;

Geçtiğimiz günlerde çelik jant (Jant Store) almıştım. Çukurlara süratli girince yamulan orijinal jantlardan bıktım. İyi oldu bu değişim ama bu sefer de fren balataları yenilendiğinde janta temas söz konusu oldu. O nedenle ek bir parça taktırmak zorunda kaldım.

O arada Recep Usta (Nokta Otomotiv), disklerin de kötü durumda olduğunu söyleyince (hakikaten tehlikeli çizgiye kadar gelmiş) onları da değiştirmeye karar verdim.

Bir de sonradan taktırdığım uzaktan kumanda (orijinalinden farklı olarak camları da kapatıyor) pilini de değiştirdim.

Bu işlemler sırasında büfede yediğim muhteşem sandviç ve çayın da tadı hala damağımda.

Sonuç; arabam şimdi daha güvenli.

Fotoğraflar

Kırmızı çizgisiyle arabaya uyum sağlayan jant. Jant ile disk arasında beyaz bir halka var, umarım görüyorsunuzdur. Onun sayesinde disk ile jant birbirine değmiyor.
Yenilenen fren balatası. Bakalım ne kadar dayanacak?
Değişen diskler. Beklediğimden çok daha ucuz
Uzaktan kumandanın minik pili. İlk defa gördüm.

İlk trafik kazamı yaptım!

Dün gece ilk trafik kazamı yaşamış bulunuyorum.

Olay aynen şöyle oldu komiserim 🙂

Mecidiyeköy’den Taksim’e doğru giderken önümde bir araç dörtlüleri yaktı ve Cevahir’in karşısındaki kaldırımlara park etmeye çalışıyordu. Mecburen yavaşlamak zorunda kaldım.

O arada arka taraftan müthiş bir ses ve çarpışma. Ses gerçekten yüksekti. Kasanın dağıldığını düşündüm ve güvenli bir şekilde indim.

Ticari bir taksi ve yolda önüne bakmaktan başka her şeyi yapan bir şoför. Nasıl terliyor, nasıl titriyor anlatamam.

Onun plakasının olduğu taraf yamulmuş, benim arabanın arkasına baktım bir şey yok. Adam fena halde titremeye devam ediyor, sapsarı olmuş.

Gittim elini sıktım, “Geçmiş olsun keşke biraz daha dikkatli gelseydin” dedim biraz konuşturmaya çalıştım.

O arada etraftan gelenler oldu. Arabada misafirim vardı ve hasar da olmayınca “Sen suçlusun ama bende hasar yok gibi görünüyor. O nedenle polisi beklemeye gerek yok, tekrar geçmş olsun, ben gidiyorum” dedim ve etraftakilere şoförle ilgilenmelerini tembihleyerek ayrıldı.

Ertesi gün ofisteki arkadaşlar “Bu durumda hasar görünmese de görünmeyen yerlerde hasar olması ihtimaline karşı rapor tutmalısın” diyerek öğüt verdiler ve haklılar da sanırım.

Tabi ilk trafik kazası esnasında cana bir şey gelmediğini gördükten sonra bunları düşünecek psikoloji kalmıyor. Allah bir daha yaşatmaz inşallah ama İstanbul burası. Alkollüsü de var, trafik canavarı da var, bilmeyeni de var…

Hakkımızda hayırlısı ne ise o olsun.